Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), özellikle de Dubai, küresel pazara açılmak ve vergi avantajlarından yararlanmak isteyen girişimciler için uzun süredir en popüler destinasyonlardan biri. Ancak internet forumlarında ve sosyal mecralarda Dubai’de şirket kurma deneyimlerine bakıldığında, birbirine tamamen zıt iki farklı tabloyla karşılaşıyoruz. Bir taraf Dubai’yi tamamen vergisiz bir ticaret cenneti olarak nitelendirirken, diğer taraf maliyetlerin yüksekliğinden ve bürokratik engellerden yakınıyor.

Bu kafa karışıklığının temel nedeni, beklentiler ile yasal gerçeklerin birbirine karışmasıdır. Dubai, doğru bir stratejiyle kurgulandığında yatırımcısına olağanüstü finansal avantajlar ve prestij sağlar. Ancak yanlış veya eksik planlama yapıldığında, maliyetler beklenmedik şekilde katlanabilir.

En sık düşülen hataların başında, iş modeline uygun olmayan “en ucuz” lisans modellerine yönelmek geliyor. Sadece kurulum maliyetini düşürmeye odaklanarak alınan bazı ucuz lisanslar, ilerleyen süreçte kurumsal banka hesabı açılışlarında aşılması imkansız duvarlara toslamaktadır. Unutulmamalıdır ki, banka hesabı aktif olmayan bir şirketin ticari varlığı sadece kağıt üzerinde kalır.

Bir diğer kritik hata ise bölgedeki vergi muafiyetlerinin sınırlarını yanlış anlamaktır. Dubai’de kurumlar vergisi avantajları bulunsa da, şirketlerin Federal Vergi Dairesi (FTA) nezdindeki kayıt ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmesi yasal bir zorunluluktur. Bu kayıtların ihmal edilmesi, işletmelerin çok ciddi idari para cezalarıyla karşı karşıya kalmasına neden olur.

Özetle; Dubai kesinlikle büyük fırsatlar barındıran bir pazardır, ancak bu pazarda başarılı olmanın anahtarı bilinçli hareket etmektir. Süreçlerin en başından itibaren şeffaf, dürüst ve yerel mevzuata tam uyumlu şekilde planlanması, yatırımlarınızın çöpe gitmesini engeller. Mizan Partners olarak, Dubai’deki işinizi en doğru modellerle kurguluyor ve yasal süreçlerinizi güvenle yönetiyoruz.